CHP bir etkinlik düzenliyor...
Afişe bakıyorsunuz; başlık kibar, alt metin süslü: “Demokrasi ve Toplumsal Barış Konferansı.”
Program akıyor, paneller dizilmiş, moderatörler hazır, “eşit yurttaşlık” etiketi itinayla vitrine yerleştirilmiş.
Sonra metnin arkasına geçiyorsunuz…
Orada başka bir niyet, başka bir hesap duruyor.
Şimdi duralım.
Bu ülkede “eşit yurttaşlık” diye ayrı bir hukuki tanım yoktur.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde bunun adı zaten bellidir: Türk vatandaşlığı.
Türk vatandaşı olan herkes, Anayasa’nın 10. maddesi gereği hukuk önünde eşittir. Nokta.
Peki o zaman soralım:
Zaten var olan bir eşitlik neden yeniden icat edilir?
Zaten güvence altında olan bir hak neden başka bir kavramla ambalajlanır?
Cevap programın satır aralarında gizli.
“Demokratik zeminde cumhuriyeti yeniden tanımlamak”,
“insan yurttaşlığı”,
“eşitlik, kapsayıcılık”…
Bunlar masum başlıklar değil.
Bunlar, Anayasa’nın 66. maddesini dolaylı yoldan tartışmaya açma girişimleridir.
Yani “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” hükmünü sulandırma, esnetme, sonra da tartışmalı hale getirme çabasıdır.
Açık konuşalım.
Bu, meseleyi “toplumsal barış” şemsiyesi altına sokup millet tanımını pazarlık konusu yapmaktır.
İşin en tuhaf yanı ne biliyor musunuz?
Bu toplantılar kapalı kapılar ardında yapılıyor.
Toplum adına konuşuluyor ama toplum içeri alınmıyor.
Şeffaflık deniyor ama kapılar kilitli.
Atatürk’ün adını her fırsatta kürsüye koyup,
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin millet tarifini tartışmaya açmak…
İşte tam da buna “arka planda başka ajanda” denir.
PKK yıllardır ne yapmaya çalıştı?
Millet kavramını parçalamaya uğraştı.
Başaramadı.
Şimdi aynı hedef,
bu kez “konferans”, “panel”, “akademik dil” ambalajıyla servis ediliyor.
Daha tehlikeli olan da bu zaten.
Çünkü silahla yapılamayanı, kelime oyunlarıyla deniyorlar.
Ve bütün bunlar kaç oy için?
Üç, bilemedin beş.
Bir avuç siyasi kazanç uğruna,
cumhuriyetin temel direkleriyle oynamak…
Eşitlik istiyorsanız, Anayasa orada.
Yurttaşlık diyorsanız, adı belli.
Cesaretiniz varsa, niyetinizi dolandırmayın.
Açıkça söyleyin:
“Biz 66. maddeyi değiştirmek istiyoruz.”
Ama şunu bilin:
Bu millet, kelimelerle kandırılacak kadar hafızasız değil.
Ve cumhuriyet, seminer salonlarında sökülecek kadar sahipsiz hiç değil.